Bugün : 117
Toplam : 173467
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


 

 MODEL OLMA SORUMLULUĞU

 

Büyüme çabası içindeki gençler çoğunlukla büyürken kendine benzeyeceği bir model ararlar. Bu model anne, baba, ailenin diğer üyeleri ya da dışarıdan biri olabilir. Doğal olarak önemli olan, bir model olunmasından daha çok nasıl model olunduğudur.                                                                         

Eğitimin konuşulduğu toplantılarda yetişkinlerin çocuklara ve gençlere modelliğinin çeşitli özellikleri konu olarak ele alınır. Söz konusu özellikler modelliğin etik, pragmatik ve duygusal yanlarıdır.

Modelliğin etik yanı inançlara, gelenek ve göreneklere uygunluk, toplumun çeşitli değerlerine uygunluk olarak özetlenebilir. Etik konusunda bilgi ve anlayışımızın yerinde olmasına karşılık "Hocanın dediğini yap, yaptığını yapma" sözünü uygularız. Oysa gençler sözlerimizden daha çok davranışlarımıza bakarlar.                                                                                                                  

Bir toplumu ayakta tutan etkenlerin en önemlilerinden biri de etik (ahlak) kurallarıdır. Tarihe bakıldığında imparatorlukların yıkılmasında toplumun ahlaki açıdan dejenere olması kaçınılmaz sonlarını hazırlamıştır.                                                                                                                

Model olan yetişkinler, zaman böyle gerektiriyor, herkes aynısını yapıyor diye "Devletin malı deniz, yemeyen domuz" söylemine uygun davranıyorlarsa ahlaki açıdan yanlış yapıyorlar demektir. Çünkü gerekçe ne olursa olsun tüyü bitmedik yetimin hakkını yemenin en ufak bir sinyalini vermek ahlaki yozlaşmanın en önemli belirtilerindendir.         

Model olmanın pragmatik yanı, yararlı yanı demektir. Modellikte yararlı olmak ne anlama gelir sorusuna yanıt vermek gerektiğinde; mahallenin kabadayı gençlerine ya da frapan genç kızlarına öykünmeyi örnek verebiliriz. Mahallede onu bunu dövmek, bir baltaya sap olamayıp aylak gezmek, yeni yetme gençlere ilginç gelebilir ancak böyle yetişmek yetişenlere hiçbir yarar sağlamaz. Keza ellerinde ayna, cam kenarında mahalleyi gözleyip ona buna göz süzmek de genç kız adaylarına ilginç gelebilir; ama hiç de yararlı değildir.      

Yararlı olmayan modellere karşılık gençlere yararlılık bakımından çok olumlu modeller vardır. Örneğin zamanında okumayıp okulları dışarıdan bitirerek üniversiteye gidenler. Bulundukları görevi en iyi şekilde sürdürüp çevrelerinde aranan kişi olanlar. Kişilikleri ile bulundukları ortamları pozitif etkileyenler.

Başarılı bürokratlar, iş adamları, kendilerinden beklenilmeyen işlerde çok başarılı olan kadınlar. Örnekleri daha da çoğaltmak olasıdır. Ancak modellerin yararlılığı düşüncesini ifade ettik sanıyorum.           Modelliğin duygusal yönleri de vardır. Çocuklarını seven onların sağlığı, eğitimi ve mutluluğu için çırpınan anne, hem kendi çocukları hem de çevrede yetişen gençler için duygusal yönü olan bir modeldir. Aynı modelliği babalar da yapabilir. Temelinde sevgi ve ilgi olan birçok model örneklerini çoğaltmak olasıdır. Bunlar hep duygusal yönü olan modellerdir.              

Öğretmenlerinin üstlendikleri modellerin etik, pragmatik ve duygusal yönlerini ayrı bir pota da değerlendirmek gereklidir. Bu açıdan öğretmenlerin sorumlulukları büyüktür. Öğretmenler, eğitim görevlileri olduklarından bu konuda gerçekten hassas davranırlar. Bu hassasiyet onların kılık kıyafetlerine davranışlarına ve kişiliklerine yansır. Öyle ki dikkatli bir göz böyle birinin öğretmen olduğunu ona sormadan bilebilir.      

Duygusal özü olan modellere en bilinen ve yaygın örnek, platonik olarak ünlü birinin model olarak ele alınmasıdır. Bu ünlü kişi bir sanatçı olabilir, bir futbolcu olabilir ya da diğer alanlarda ünü olan diğer kişiler olabilir. Model olumlu yaşantısı, başarısı ve kişilik özelliklerine sahipse problem olmayabilir.

Ancak bunun aksi söz konusu olduğunda problemler ortaya çıkabilir.   

Modeller belki de kuşaklar arasında kaynak görevi görüyorlar. Bu, toplumda bir sürekliliği ve anlayışı sağlıyor. Elbette olumlu örnekler bunu daha iyi başarıyorlar...        

EĞİTİM ÖNERİLERİ

Her türlü öneriyi duyarsınız,okursunuz. Bu arada insanlar için çeşitli öneriler verilir. Bunlar giyimle,kuşamla beslenmeyle, sağlıkla, eğitimle iş yaşamında başarıyla ilgili olabilir.Bu örnekleri insanları ilgilendiren her konuda çoğaltabiliriz.

Bazen verilen öneriler değişebilir.Örneğin; uzun yıllar çayın etkili maddesi tein fazlalığının metabolizmadaki demiri yok ettiği söylenirdi. Şu sıralarda ise aynı teinin vücudun bağışıklık sistemini kuvvetlendirdiği ısrarla ifade ediliyor. Bir zararlı bir de yararlı etki . Çayı dengeli ve mantıklı miktarda alarak ikilemi çözebiliriz.

Domates için farklı zamanlarda farklı öneriler verilmiştir. Bir bakarsınız domates çok faydalı bir sebzedir.Bazen ifade edildiği kadar abartılmaması gerektiği söylenir.

Magazin haberlerinde verilen önerilerin değişmesi olağandır. Çünkü bilimsel gerçek ve ölçütler kullanılmadan ileri sürülmüş olabilir. Kaldı ki bilimsel niteliği olan önermeler ve tezler bile zamanla değişebilir. Çünkü bilimsel olmanın koşullarından biri değişebilir olmasıdır.

Eğitimde başarı konusunda verilen önerilere bakın, zamanla değişmediğini görürsünüz.

Ancak o öneriyi geliştirecek daha yararlı hale getiren geliştirilmiş öneriler olabilir. Yoksa eğitim de şu öneri tamamen asılsızmış, geçersizmiş demek olası değildir.Eğitimde öneriler neden diğer bazılarına göre daha istikrarlıdır? Çünkü başarının kuralları havaya, ülkeye,modaya, anlayışa göre değişmez de ondan.

Çeşitli ulusların eğitim sisteminde bazı uygulama biçimleri farklı olsa da temel doğrular her yerde aynıdır. Çünkü insan değişmez, insanın eğitim gereksinimi değişmez, eğitimin formal olarak alınacağı yerler olan okul gerçeği değişmez.

Eğitimde değişmeyen başka faktörler: Öğrenci, öğretmen, öğrenilecek konu , öğretim araç ve gereçleri sayılabilir; okullar, sıralar, kitaplar, öğrenci formaları , kalem, silgi, kitap vs. şeklinde uzatabiliriz.

Eğitimde başarının zeka faktörü ile ilişkisi beklenildiği kadar yoğun değildir görüşü hep ifade edilir.İlişki korelâsyonu zaman zaman değişik ifade edilse de kural pek değişmez. O zaman düşünmek gerekir. İki öğrenci , aynı aileden olmasa bile aynı mahalleden, aynı okula, aynı sınıfa gidiyorlar ama birisinin başarısı bu, diğerinin başarısı şu diye birbirinden oldukça farklı başarı düzeyleri ile ifade edilebilir. Eğer başarıda zeka faktörü sanıldığı kadar belirleyici değilse, bu durum nasıl açıklanabilir? Bir şeyi iyi öğrenmek için o bilgiye gereksinim duymak lâzım. Karnı aç olup da balık tutmayı bilmeyen birisinin bunu öğreten birini balık tutmayı anlatırken nasıl dinlediğine dikkat edin o zaman anlarsınız. Hani bilinen bir söz vardır, "Birine ekmek verirseniz bir öğün doymasını sağlarsınız;ama balık tutmayı öğretirseniz bir ömür boyu doymasını sağlarsınız." Söz konusu birisi, ömür boyu karnını doyuracak bilgiyi tek saniyesini kaçırmadan dinler.

Eğitimde başarı için bir diğer etken öğrenilecek konuya duyulan ilgidir. İnsan ilgi duymadığı bir konuyu öğrenirken zorlanabilir. Konuya ilgi duyuyorsa öğrenme düzeyi ve başarısı artar.       

Eğitimde başarıyı getiren etkenlerden biri de motivasyondur. Motivasyon konuya duyulan ilgiye benzer. Ancak farklı yanları da vardır.Motivasyona genel olarak "öğrenmeye hazır olmak" diye bakabiliriz. Bu bireyin öğrenmek için maddi ve manevi olarak hazır olması anlamına gelir. İyi motive olan birey ilgi duymadığı konuları diğer zamanlara göre iyi öğrenir.

Doğal olarak öğrenmeyi sağlayacak olan öğreticiyi, öğrenirken kullanılan araç ve gereçlerin kalite ve sayısını yabana atmamak gerekir. Eğitimde başarı için onlar da gereklidir.

Sonuç olarak maymunlara resim yaptırmayı , köpeklere sayı saydırmayı öğreten insanoğlunun eğitim araştırmaları ve sonuçlar ile ilgili öneriler geliştireceği söylenebilir.

 

 

 


 

 





ÖZEL
Z E N G İ N T E S T
DERSHANESİ
Copyright © 2005-2011

Samsun Oto Kiralama