ANA SAYFA
TARİHÇEMİZ
KADROMUZ
HEDEFLERİMİZ
STRATEJİLERİMİZ
REHBERLİK
GALERİLER
BESLENME
YAZ OKULU
İLETİŞİM
 
 
ARAMA MOTORU

 Kelime :


REHBERLİK
REHBERLİK KILAVUZLARIMIZ
..:: VELİLERİMİZ İÇİN REHBERLİK KILAVUZLARI ::..
28 Eylül 2008 Pazar : çocuk neyi öğrenir?
09 Eylül 2008 Salı : VERİMLİ DERS ÇALIŞMADA ANNE BABALARIN GÖSTERMESİ GEREKEN TUTUMLAR

Sayfa(lar) : 1

..:: ÖĞRENCİLERİMİZ İÇİN REHBERLİK KILAVUZLARI ::..
13 Şubat 2010 Cumartesi : SINAV KAYGISI VE BAŞETME YOLLARI
13 Şubat 2010 Cumartesi : SINAVA KADAR NELER YAPILMALI
13 Şubat 2010 Cumartesi : VERİMLİ DERS ÇALIŞMA YOLLARI
28 Eylül 2008 Pazar : MOTİVASYON VE BAŞARI İÇİN TAKTİKLER
19 Eylül 2008 Cuma : verimli ders çalışma
09 Eylül 2008 Salı : SINAV KAYGISI

Sayfa(lar) : 1
 
PSİKOLOJİK DANIŞMA VE REHBERLİK NEDİR ?

Eğitim, uzun bir zaman süreci içerisinde üretilen bir hizmettir. İlköğretimde eğitimin öncelikli amacı; çocukların durmadan değişen dünyasına daha aktif bir şekilde uyum sağlamasına yardımcı olmak, verimli kişiler yetiştirmek, iş yapabilme alışkanlığı kazandırmaktır.
Rehberlik, bireyin en verimli şekilde gelişmesini ve uyum sağlamada gerekli olan seçimleri yapmasında, kararlar vermesine yarayacak bilgi ve becerileri kazanmasına ve ulaştığı kararları uygulaması için kişiye yapılan sistemli ve profesyonel yardımdır. Rehberlik sadece krize ve problem durumuna yönelik olmamalı, yaşam boyu gelişimsel olarak sunulmalıdır. Öğretmenlik ile rehberliğin örtüştüğü ve birbirine destek olduğu görülmektedir. Ancak öğrenmeler için kritik dönemlerin olduğu ilköğretim döneminde (özellikle öğrencilerin öğretmenleri ikinci ana-babaları olarak gördükleri dönemde) öğrencilere rehberlik yapılması daha da önemlidir.
Rehberlik bireyin sağlıklı bir biçimde gelişebilmesi, istenilen davranış ve uyumu gösterebilmesi için, gerekli olan yorum, planlama ve karar verebilmesine yarayacak bilgi, beceri kazanabilmesi yolunda yapılan metotlu ve profesyonelce yardımları kapsamaktadır. Rehberlik eğitimle eşanlamlı olmamakla birlikte, eğitimin ayrılmaz bir parçasıdır. Bu nedenle Çağdaş eğitim, rehberliği kendi bünyesi içinde düşünmek zorundadır ve ekip çalışmasını gerekli kılmaktadır.
Değeli meslektaşlarım; sağlıklı bir toplum yetiştirmek istiyorsak, öğrencilerimizi tanımakla işe başlamalıyız, tanımak basit gibi gelmekte ise de oldukça zor ve çaba sarfedilmeyi gerektiren bir iştir.
Ancak bu zorunlu ve zor olarak gördüğünüz olayı kolayca başarabileceğinize önce kendimizin inanması gerekmektedir.Hızla değişen dünyamızda, meydana gelen bilimsel ve teknolojik yenilikler, toplumsal yaşamı da daha karmaşık ve içinden çıkılmaz bir hale getirmiştir. Bunun sonucunda, yeni neslin en iyi yetiştirilmesi, yeteneklerinin israf edilmemesi, hızla değişen dünyaya ve karmaşık toplum yapısına uyumunun en iyi şekilde sağlanması zorunlu hale gelmiştir. Bunun sonucunda PDR hizmetlerinin önemi kavranmış ve tüm dünyada yayılma hızını artırmıştır.
Rehberlik öğrenci kişilik hizmetleri bünyesinde düşünülen ve bireyin, yaşamının çeşitli aşamalarında, gelişimine ve uyumuna etki eden faktörlerin bilinmesi ve onun yerinde kararlar veren dengeli bir kişi olması amacını güden hizmetler bütünüdür. Rehberlik kavram ve bir hizmet olarak bireyin gelişimine, bugünkü ve gelecekteki toplumun uyumuna yönelmiştir.
Eğitim alanında rehberlik ve psikolojik danışma hizmetlerinin en önemli işlevi öğretimi kolaylaştırıcı şartları sağlamak ve öğrencilerin öğretimden yararı sağlayabilmeleri için gerekli ortamı hazırlamada öğretmenlere yardımcı olmaktır.
PDR kuşkusuz bir psikolojik yardım hizmetidir. Prof. Dr. Muharrem KEPÇEOĞLU Psikolojik Danışma ile Rehberliği birbirinden ayırmakla beraber, rehberliğin psikolojik danışmayı içerdiğini savunur ve "Rehberliği, bireyin kendini anlaması, problemlerini çözmesi, gerçekçi kararlar alması, kapasitelerini kendine en uygun düzeyde geliştirilmesi, çevresine dengeli ve sağlıklı bir uyum yapması ve böylece kendini gerçekleştirmesi için uzman kişilerce, bireye verilen psikolojik yardım" olarak tanımlar.
Yönetmeliklerde Rehber Öğretmen ; "Asıl görevi öğrencilere yönelik rehberlik ve psikolojik danışma hizmetleri olan öğretmen" olarak tarif edilmiştir. Ancak Rehberlik ve Psikolojik Danışman'ın ne olduğu hakkında herhangi bir bilgi yoktur.(Talim Terbiye)
REHBERLİĞİ ZORUNLU KILAN FAKTÖRLER

Toplumumuz sürekli olarak hızla değişmekte ve değişmektedir. Teknik ve bilim alanındaki değişme ve gelişmeler sosyal kurumlarda ve bu kurumların fonksiyonlarında da değişme meydana getirmiştir. Politik, sosyal, kültürel devrimler farklı değerler, eski ve yeni normlar bütün bireyleri etkilemekte onları korumasız, güç durumda bırakmaktadır. Böyle bir sosyal ortamda bireyin uyum sağlayabilmesi için yardıma ihtiyacı vardır.
Nüfus hızla artmakta, kırsal bölgelerden şehirlere göç, gecekondu mahallelerini meydana getirmektedir. Bu semtlerde oturan halk, sayısız geçim ve uyum problemleri ile karşı karşıya bulunduklarından geçim şartlarının değiştirilmesi ve uyumlarının sağlanmasında rehberliğe ihtiyaç vardır. Çağımızda kadının çalışması, evini yönetmesi, çocuklarını yetiştirmesi kanunen tanınan haklardan yararlanması, onu bazı problemlerle karşı karşıya getirmiştir. Bunun sonucunda ortaya çıkan uyuşmazlıkların giderilmesinde rehberliğe ihtiyaç vardır.
Genç kuşakta görülen sağlık ve istiklal kaygısı, okuma sorunu, ev-aile sosyal ilişkiler ve iş hayatındaki bunalım, onların bu konularda aydınlanmalarını zorunlu kılmıştır. Bütün dünyada suç işleme eğilimi, uyuşturucu madde alışkanlığı günden güne artmaktadır. Bütün bu durumları azaltmak için gerekli rehberliğin yapılması zorunludur .
Toplumlarda vasıflı insan gücüne ihtiyaç vardır. Bireylerin kabiliyetlerine uygun işlerde çalıştırılmaları gerektiğinden onların çok iyi tanınması gerekir. Nüfus artışı ve sosyal hayatın değişmesi sürekli olarak eğitim düzenini etkilemektedir. Eğitim üzerinde yapılan değişiklikler, kalabalık sınıflardaki öğrencilerin durumları rehberliği zorunlu hale getirmiştir.
Psikolojik araştırmalar, bireylerin fiziksel yapı ve psikolojik nitelikleri birbirinden çok farklı olduğunu ortaya çıkarmıştır. İnsan gücünden en üstün derecede yararlanmak gereklidir. Bu da bireylerin her yönüyle tanınmasıyla mümkünd

REHBERLİK ANLAYIŞINI OLUŞTURAN İLKELER

1-Rehberlikte insana ve onun kendine ilişkin konularda karar verme hakkına saygı esastır.
2-Rehberlik hizmetleri eğitim ayrılmaz ve tamamlayan bir parçasını oluşturur.
3-Etkili bir rehberlik, bireysel farkları dikkate alan bir eğitim sisteminde gerçekleşir.
4-Rehberlik tüm bireylere yöneliktir.
5-Rehberliğin amacı, bireylerin bir bütün olarak gelişmesine yardımdır.
6-Rehberlik hizmetlerinde süreklilik esastır.
7-Rehberlik hizmetlerinde gönüllük esastır.
8-Rehberlik uygulamaları okulun ihtiyaç duyduğu alanlarda yoğunlaştırılır.
9-Rehberlik, planlı, programlı, örgütlenmiş, profesyonel bir düzeyde uygulanmalıdır.

PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİĞİN ÖNEMİ

P.D.R'nin öneminin en iyi şekilde anlaşılabilmesi için amacının kavranması gereklidir. Yani P.D.R'nin önemi amacında gizlidir. Psikolojik danışmanın en önemli amacı, bireyin kendini gerçekleştirilmesine yardım etmektir. Kendini gerçekleştirmekte olan bireyin taşıdığı özellikler aslında, psikolojik sağlığı yerinde olan çağdaş insanda bulunması gerekli özelliklerdir. Kendini gerçekleştiren bir insanın özelliklerini bazılarını şu şekilde sıralayabiliriz; Kendini gerçekleştirmekte olan insan, kim olduğunu gerçekçi bir gözle algıladığı gibi kim olabileceği hakkında daha tutarlı bir görüşe sahiptir. İnsan değerlerine saygı duyar,onları benimser ve geliştirir. Zamanı iyi kullanır, değişmeye ve yeni yaşantılara açıktır... v.b.
P.D.R, ayrıca bireylerin kendini anlamasını, problemini çözebilmesini, kendine en uygun seçimleri yaparak gerçekçi kararlar alabilmesini , kendi kapasitelerini en uygun bir düzeyde geliştirilmesini, çevresine dengeli ve sağlıklı bir yapabilmesini amaçlar... v.b.

Hoca derste; tebeşirle tahtaya kocaman bir (1) rakamı çiziyor. "Bakin" diyor. "Bu,kişiliktir. Hayatta sahip olabileceğiniz en değerli şey. "
Sonra (1)'in yanına bir (0) koyuyor:
"Bu, başarıdır. Başarılı bir kişilik (1)'i (10) yapar".
Bir (0) daha
"Bu, tecrübedir. (10) iken (100) olursunuz"
Sıfırlar böyle uzayıp gidiyor: Yetenek... disiplin...sevgi... Eklenen her yeni (0)'in kişiliği 10 kat zenginleştirdiğini anlatıyor hoca... Sonra eline silgiyi alıp en bastaki (1)'i siliyor. Geriye bir sürü sıfır kalıyor, ve Hoca yorumu patlatıyor:
“Kişiliğiniz yoksa, öbürleri hiçtir".
Sınıf, mesajı alıp sessizliğe gömülüyo6-

12 YAŞ ÇOCUKLARDA GELİŞİM ÖZELLİKLERİ

DUYGUSAL GELİŞİM

Duyguların Çeşitleri ve Gelişimleri :

Duygu çocuk doğduğu anda görülmeye başlar.genel olarak üç bölümde toplanabilir :

Saldırganlık Davranışına Yönelten Duygular :

Çocuk öfke gösterileriyle istediklerini elde etmeyi öğrenince öfkenin çocukta yerleşmeye başladığı görülür.İlkokul çağına doğru çocuğun öfke,kıskançlık,nefret duygularında şiddet bakımından azalma görülür.Ancak okula başlayan çocukta ilk çocukluk çağının saldırganlık davranışlarına yönelen duygulardan kurtulamadıkları büyük bir kısmını okula getirdikleri görülür.
Okula başlayan çocuğun çevresi genişlemiş ve değişmiştir. Okul çevresi ve okulun kendisinde istedikleri onun duygularında değişiklik yapmaktadır.Bu çağdaki çocuklar kıskançlıklarını doğrudan doğruya sert tartışmalara girerek ,hikayeler uydurarak ,alaya alarak,kıskandıklarını gülünç duruma düşürecek şakalar yaparak, hatta kavga ederek gösterirler.Çocuğun yaşı ilerledikçe kıskançlık gösterileri doğrudan doğruya olmaktan ,dolaylı olmaya doğru gelişir.
Yasaklayıcı ve Savunucu Davranışlara Yönelten Duygular :

Okul çocuğu ,ilk çocukluk çağına oranla korkularından biraz daha sıyrılmış daha sakinleşmiştir.Beşinci sınıfın sonlarına doğru çocuğun hayallerine dayanan korkularının azaldığı,gerçek olan şeylerden korktuğu görülür.6-12 yaş çocukları genel olarak yangından ,karanlıktan ,hastalanmaktan,dolayısıyla doktordan korkar.Kızların korktuğu şeyler erkeklerden daha değişiktir.Arkadaşları tarafından alay edilmekten, kınanmaktan ve ayıplanmaktan, yaptıkları işler ve derslerden başarısız olmaktan korkarlar.Akran gruplarının kendini onaylamamalarının anlamını artık bilmektedir. Onların nazarında küçük düşme ,onların taktirini kaybetme onu korkutmaktadır.
Utangaçlık okulun ilk sınıflarındaki çocuklara oranla son sınıftaki çocuklarda daha çok görülür.Utangaçlık içinde bulunan çocuk bazı sinirli davranışlar yapar.Çocukta sürekli olarak başını öne eğme,elbisenin bir yeri veya bir şeyle sürekli oynama hareketleri görülür.
Okul çocuğunun korkularında ,okuldan,aileden ve sosyal çevresinden gelen etkiler görülür.Okulda başarısız olma ,okula geç kalma ve bu hallerine karşı evden,öğretmenden, arkadaşlarından gelecek tepkiler çocuğun korkularının kaynağı olur.Bu yüzden çocuk yalandan hasta olarak korkularını gizlemeye ve gelecek kötü sonuçlardan kendini korumaya çalışır.

Sevindirici Davranışlara Yönelten Duygular :

Okula başlayan çocuğun ,okul çağı öncesine oranla ana-babasının veya başkalarının fazla şefkat gösterilerini araması azalır.Artık ana-baba tarafından öpülmesinin gerekmediğini hatta böyle bir gösteriye muhatap olmada çok büyük yaşta olduğuna inanır.
Çocuğu sevindiren durumlar yavaş yavaş değişmeye başlar.Arkadaşlar arasında yapılan şakalar,fıkralar,oyunlar,kendilerinin başarılarını anlatan öyküler ,başkalarının gülünç yönleri veya yaptıkları kusurlar,onların neşelenmesine,gülmelerine yol açar.
Bu çağ okul hayatının en mutlu çağıdır.Çocuk hemen hiçbir şeye aldırış etmez, okulda ve evde yaramazlıklarına ve başarılarına ilişkin çeşitli yaşantılar içindedir.Sorumluluklarını yerine getirmede oldukça yeterlidir.Çocuğun sağlığı ve enerjisi yerindedir.Oyunlarda ve arkadaşlarıyla yaptıkları etkinliklerde bu enerjisini doyurabilmektedir.Ancak bu yaştaki çocuğun mutlu olmasında ailenin,çevrenin, öğretmenin,ve çocuğun kendi yeteneklerinin büyük önemi vardır.Olumsuz etkiler doğal olarak çocuğun en mutlu olacağı çağı mutsuz geçirmesine yol açabilir.Çocuğun aile içerisindeki yaşantısı ,hem okuldaki hem de ileri yaşlardaki duygusal gelişiminin temelini oluşturur.Bununla birlikte ,çocuğun duygusal gelişiminde,okulda edinilen yaşantılar ailedeki yaşantılardan daha az önemli değildir.

Neden duygusal gelişimin öğretmen tarafından bilinmesi gereklidir?

Çocuk,aile havasından kurtularak yeni bir çevre havasına girer.Yeni çevreye girişte çocuk,ailesinin kendisine yaptığı etkilerin bir kısmından kurtulur.Aile çocuğu ya aşırı derece koruyucudur yada çocuğa karşı olumsuz tavırlara sahiptir.Ailenin bu iki yöndeki tavrı çocuğun okula girmesi ile üzerinden kalkmış olur.Çocuk kendisini daha bağımsız görmeye başlar.Çocuk okulda yabancı birini evdeki anne babasının yerine koyar.Çünkü çocuk bu yaşta bir yetişkinin koruyuculuğuna ve yardımına muhtaçtır.Bu nedenle ana babanın yerini sınıf öğretmeni alır.Çocuk bir başka büyüğün etkisi altına girmiştir.Çocuk,tanıdığı veya tanımadığı bir akran gurubunun içine atılmıştır.Çocuğun hem duygularını kontrolde hem de sosyal ilişkilerinin gelişiminde bu akran gurubunun çok önemi vardır.Çocuk bu gurubun etkisi altındadır.İçine girdiği bu yeni çevrede kendisinin başkalarına ,başkalarının da kendisine karşı gösterdiği tavır çocuğun toplum içindeki yerini bulmasına yardım ederek ,onun benliğini kazanmasına yardım eder.
Eğitimin amacı ,çocuğun gelişme sürecinde yaşına göre normal duygusal davranışlar yapması için gereken tedbirleri almaktır.Bu tedbirler sayesinde öğrenci aşağıdaki niteliklere ulaşabilir:
Her çocuk yaşına göre ;yaşamın tadını almak,mutlu bir hayat yaşamak için kendi kuvvetlerini tanımak ve bunları geliştirmeye çalışmalıdır.Başkalarını sevebilmeli ve onlarla birlikte gülebilmeli,eğlenebilmelidir. Üzüntülerini yaşayabilmeli, bunlardan kurtulabilmelidir. Korkularını yenebilmeli, asılsız korkulardan kurtulabilmeli , bu durumlar karşısında paniğe kapılmadan davranışlarını ayarlayabilmelidir.
Duygusal gelişim yönünden öğretmenin yapabileceği en önemli yardım onların her fırsatta duygularını dile getirebilmelerine olanak hazırlamak olmalıdır. Her türlü olumlu ve olumsuz duygular sınıfta konuşularak, çocuğun olumlu duygularını başkaları ile paylaşarak mutlu olmasını, olumsuz duygularını konuşarak arınım sağlanmasına çalışılmalıdır.


FİZİKSEL GELİŞİM

İlköğretimin ilk yıllarında çocukların büyümesinde gittikçe artan bir yavaşlama olmasına karşın 9-10 yaşlarında kız ve erkek çocukların vücut kıyası farklılaşmakta ,kızlarda ani bir boy artışının yanında ikincil cinsiyet özelliklerinin belirmeye başladığı görülmektedir.Buna karşın erkek çocuklar bu çağlarda kızlardan daha hareketli ve kendi bedensel gücüne daha güvenli olarak iddialı ve zorlamalı bir fiziksel aktivite içindedirler.Oyunda başarılı olamayan erkek çocuğu gurup dışı edilirken,oyun aktivitesi geliştirememiş kızlar böyle bir tepkiyle karşılaşmazlar.Bu nedenle hantal ve beceriksiz erkek çocuklarına oyun becerisi kazandırma amacıyla özel bir yardım gerekebilir.Çocuk hastalıklarının pek çoğu ilköğretimin ilk dönemlerinde kendini gösterdiği halde daha sonra vücut hastalıklarına karşı olan direncini arttırmış bulunmaktadır.Sanki beden ergenlik öncesinin ani boy artışı ve ergenlik çağının cinsel büyümesi için enerji depolar gibidir.İlköğretimin başlangıcından sonuna kadar süt dişlerinin yerini asıl dişler almaktadır.Diş bakımıyla ilgili alışkanlıkların küçük sınıflardan itibaren kazanılmış olmasının özel bir önemi vardır.İlköğretim boyunca eklemlerin hala yumuşak oluşu nedeniyle dik oturma ve iyi yürüme alışkanlıklarının kazandırılması da gerekir.
İlköğretimde fiziki güç,atlama,sıçrama gerektiren oyun becerileri ve atletik etkinlikler erkekler için önemli olduğu kadar ,kızlar içinde ritmik beden hareketleri ve bazı jimnastik becerileri ilgi çekici hale gelmektedir.Kız ve erkek çocukların oyun ilgileri ilköğretimin ilk yıllarında olmasa bile üçüncü ve dördüncü yıllarda kesinlikle farklı hale gelmiştir.




SOSYAL GELİŞİM

Okula yeni başlayan çocuk ana ve baba otoritesi yanında yeni bir otorite olan öğretmenle tanışacak onun isteklerine uyum sağlamak zorunda kalacaktır.6-8 yaş çocuğu için öğretmen beğenisi önemli bir ihtiyaç haline gelmekte ve bu beğeni ona güven sağlamaktadır.Okuldaki arkadaşlarıyla bir çok şeyi paylaşmanın gereğini kavrayacak ve onlarla yaşamanın anlamını öğrenecektir.Oyun kurallarına uyma ve arkadaş standartlarını benimseme başlangıçta arkadaşların beğenisini kazanma ve onu sürdürme için gerekli kontrol mekanizması iken onda yavaş yavaş oluşmaya başlayan bir gruba ait olma duygusu özveriyi de beraberinde getirecektir.Artık “kurala kural olduğu için uyma” zorunluluğuna dönüşecektir.
Arkadaş beğenisi önem kazanmaya başladığı yıllarda çocuklar aynı cinsten olan arkadaşlara daha fazla önem vermekte karşı cinsten olan arkadaşları ile aralarında bir gerginlik ve rekabetin doğmaya başladığı da görülmektedir.Sık sık kızlar ve erkeklerin kendi grupları içinde karşı cinsten olan arkadaşlarına incitici ve aşağılayıcı sözler söyledikleri görülmektedir.Kızlar erkekleri kaba ve terbiyesiz bulurken,erkeklerde kızları beceriksiz ve çıtkırıldım bulmaktadırlar.İki cins arasında ortaya çıkan bu gerginlik ve düşmanlığı doğal ve sağlıklı bir gelişim olarak görmek gerekir.

YANKI
Bir adam ve oğlu ormanda yürüyüş yapıyorlarmış.
Birden oğlan takılıp düşüyor ve canı yanıp “AHHHHH” diye bağırıyor.
İleride bir dağın tepesinden “AHHHHH” diye bir ses duyuyor ve şaşırıyor.
Merak ediyor ve “SEN KİMSİN?” diye bağırıyor.
Aldığı cevap “SEN KİMSİN?” oluyor.
Aldığı cevaba kızıp “SEN BİR KORKAKSIN” diye tekrar bağırıyor.
Dağdan gelen ses “SEN BİR KORKAKSIN” diye cevap veriyor.
Çocuk babasına dönüp
“BABA NE OLUYOR BÖYLE?” diye soruyor.
“OĞLUM” diyor adam, “DİNLE VE ÖGREN!” ve dağa dönüp “SANA HAYRANIM” diye bağırıyor.
Gelen cevap “SANA HAYRANIM!” oluyor.
Baba tekrar bağırıyor, “SEN MUHTEŞEMSİN!”
Gelen cevap ; “SEN MUHTEŞEMSİN!”
Oğlan çok şaşırıyor, ama halen ne olduğunu anlayamıyor.
Babası açıklamasını yapıyor,
“İnsanlar buna “Yankı” derler, ama aslında bu “Yaşamdır.”

“Yaşam daima sana senin verdiklerini geri verir.
Yaşam yaptığımız davranışların aynasıdır.
Daha fazla sevgi istediğin zaman daha çok sev!
Daha fazla Şefkat istediğinde, daha şefkatli ol!
Saygı istiyorsan insanlara daha çok Saygı duy.
İnsanların sabırlı olmasını istiyorsan sen de daha sabırlı olmayı öğren.
Bu kural yaşamımızın bir parçasıdır, her kesiti için geçerlidir.”

“Yasam bir tesadüf değil, yaptıklarınızın
aynada bir yansımasıdır.”
ERGENLİK ÇAĞI

Çocuklukla erişkinlik arasında “Gençlik” adi verilen uzun bir dönem yer alır. 12. yaştan 21. yaşa kadar uzanan bu çağ, ruhsal alanda önemli değişikliklerin belirdiği, hızlı bir büyüme ve olgunlaşma çağıdır.
Ortaöğretim yıllarına rastlayan bu dönemde fiziksel değişimle birlikte yeni ruhsal özellikler ve davranışlar kendini gösterir. Gençler için bedensel görünümleri önem kazanır buna bağlı olarak geçlerin psikolojik durumlarında değişiklikler gözlenebilir. Durgun ve uyumlu ilkokul çağı gider, yerine heyecanlı, tedirgin, zor beğenen ve çabuk tepki gösteren bir genç gelir. Duyguları hızlı iniş-çıkışlar gösterir çabuk sinirlenir ve çabuk üzülür. Kurallara çoğunlukla tepkilidir. Yerinde duramaz dağınık ve savruktur. Ana-babasına aykırı olan düşünceler ileri sürer. Kısacası geçlik çağı oldukça fırtınalı bir dönemdir. Bu dönemde genç kendi kendisiyle ve çevresiyle sürekli bir savaş içinde görülür. Bu dönemde yaşayan duygu ve davranış özellikleri normal sayılır.
Gençler bu dönemde yeni arayışlar içerisindedir. Kendisinin daha çok farkına varmaya başladığı, kimliğini sorguladığı, geleceğe yönelik planlar yaptığı ve en önemlisi bağımsızlık kazanma çabalarının olduğu dönem ergenlik dönemidir. Arkadaşlarıyla ilişkilerinin yoğun olduğu bu dönem anne baba için oldukça dikkatli olunması gereken dönemdir. Anne babanın yaşayabileceği bazı tedirginlikler; aykırı davranışlarda bulunması, olumsuz arkadaşlıklar içine girmesidir. Bunun karşısında takındıkları tutum ise genci sıkı bir denetim altına alma çabası, arkadaşlık ilişkilerini yasaklama çabası olarak sayılabilir. Bu durum genci daha fazla dış çevreye iter yaşadığı bu çatışma bu olumsuzluğa kendini kaptırma olasılığını yükseltebilir.
Gençlik çağında ortaya çıkan değişikliklerin tümü de olumsuz değildir. Bu dönemde gencin düşünme yeteneğinde önemli bir değişme olur. İlgi alanı genişler ve çeşitlilik kazanır. Bir şeyler yapma başarılı olma isteği güçlenir. Ergenlik çağının sonuna doğru kendine güven duygusu geliştikçe genç çevre ile daha olumlu ve sağlıklı ilişkiler kuracaktır. Başlarda yaşanan aile içi çalışmalar düzelmiş ve görüş ayrılıkları azalmış olacaktır. Geleceğe daha fazla yönelim olduğu görülür. Gencin kendini algılaması, kendine yetmesi ve topluma uyum sağlaması onu yetişkinliğe iyice yaklaştırır. Bu çağda insanın kişiliğinde hayattaki beklenmedik olaylara ve değişikliklere karşı koyabilmesi için gerekli olan güven yerleşmiştir.


Gençlik döneminde yaşanacak olan kaygılar şunlar olabilir:

Sağlıkla ilgili kaygılar : Uyku problemleri, sinirli ve gergin olmak, çok zayıf ya da şişman olmak vb...
Kişiliği ile ilgili kaygılar: Güvensiz, çabuk heyecanlanmak, utangaç olmak, inatçılık vb..
Aile ve evle ilgili kaygılar: Anne ve baba ile iletişimsizlik, çocuk yerine konmak, özgürlüğünün az olması, kendisinden çok şey beklenmesi, ailesinin arkadaş seçimine karışması, kardeşlerle geçinememe, özel sorunları aile ile paylaşamamak vb...
Toplum içindeki durumuyla ilgili kaygılar: Sosyal karşılamalarda beceriksiz olmak, topluluk içinde hata yapma korkusu, yeni insanlarla karşılaşma korkusu,yeni tanıdıklarıyla rahat konuşamamak, yakın arkadaşı olmamak vb...
Kız erkek ilişkileriyle ile ilgili kaygılar: Karşı cinsten arkadaşı olmamak, kız yada erkek arkadaşı tarafından yanlış anlaşılmak, karşı cinse güvenmemek vb...
Din ve ahlak konularındaki kaygılar: Ölüm korkusu, dini açıdan neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilememek vb...
Okulla ilgili kaygılar: Dikkatini toplayamamak, ders çalışma yöntemlerini bilmemek, zamanı iyi planlayamamak, sınav ve kırık not kaygısı, sınavlara nasıl hazırlanacağını bilememek, üniversite giriş sınavını kazanamama korkusu vb...
Meslek seçimi ile ilgili kaygılar: Meslek seçiminde güçlük çekmek, iş bulamama kaygısı, bir meslekte başarılı olma isteği vb...


ERGENLİKTE GELİŞİMSEL GÖREVLER

Ergenlik çağında bireyin bedeninde belirgin ve hızlı değişmeler olur. Bu dönemdeki gelişim görevlerinin tam ve zamanında gerçekleşmesi,bireyin bireyi önceki gelişim dönemlerini tam ve zamanında tamamlamış olmasıyla ilgilidir. Başarılamayan her gelişim görevi kişiliğin uyumunda bir soruna neden olabilir.

Ergenlik çağında başarılması beklenen gelişim görevleri şunlardır:

- Ergen bu dönemde cinsel rolünün ne olduğunu, bedenindeki değişiklikleri kabul
etmek ve bu role uygun davranışları göstermek.
- Duygusal alandaki değişiklikleri fark etmesi, duygusal bağımsızlığını kazanma
ve kendi ile ilgili önemli kararları kendi başına verebilme.
- Ergenin arkadaşlar arasında kabul görmesi işbirliği yeteneklerini
geliştirebilir.
- Ergenin çatışan değerlerde uzlaşmaya varması kendine özgün yaşam felsefesi
geliştirmesi.
- Meslek seçimi ile ilgili ön hazırlıkları yapma, kendine uygun mesleği seçme.
- Öz kimliğini bulma.





GENÇLERLE BARIŞ IÇINDE NASIL YAŞANABILIR?

Gençlerle her zaman barış içinde yaşanabilir. Bu bir zorunluluktur aynı zamanda. gençlerle yetişkinler arasında yaşanan çatışmalar ve sorunlar kimi zaman karamsarlığa yol açabilir. Bu süreci bir çok ana-baba olumsuzluk olarak algılayabilir ve sorunların daha da karmaşıklaşmasına yol açabilir. Bu sorunlu dönemin olumlu hale dönüştürülmesinde öğretmenlere ve okul ortamına büyük iş düşmektedir. Toplumun büyük çoğunluğuna göre daha bilinçli ve eğitimli olması gereken öğretmenler hem okul ortamında sorunlu süreci yönlendirebilir hem de aile ili çocuk arasındaki sorunların çözümüne katkıda bulunarak köprü görevi üstlenebilir.
Her şeye rağmen gençleri anlamak ve onlarla dayanışmak zorundayız. Bu sebeple ana-babaların yapmaması gerekenler;
Gençlerin iniş-çıkışları ve bocalamaları karşısında soğukkanlı kalabilmek gerekir. Kendi kendiyle savaşan bir gence en iyi yaklaşım, olanak ölçüsünde tutarlı davranmaktır.
Daha çok baskı ve kısıtlama, başkaldırmayı körükleyebilir. Haksız yere atılan bir tokat, evden kaçma ya da kendini öldürme girişimlerine yol açabilir.
Genellikle daha geniş bir özgürlüğü vermek zorunluluğu vardır. Gencin çekişe çekişe ana- babayı usandırarak kopardığı hakları, ona daha önceden sağlamak yerinde olur. Gereksiz sürtüşmeyi azaltır. örneğin: arkadaşlarla birlikte gezmek, eve biraz geç dönmek gibi haklar yavaş yavaş arttırılabilir.
Buna karşılık, gençten gelen her isteği karşılamak diye bir kural yoktur. Tepkisinden korkup her hevesine boyun eğmek çıkmaz bir yoldur. Gençler hem daha çok özgürlük arar, hem de belli bir yerde dizginlenmeyi bekler. Tatlı-sert bir yaklaşım çoğu kez başarılı olur.
Genç için önemli olan ayrıntılarda gereksiz sürtüşmeye girmemek gerekir. örneğin: saç şekli, giyim tarzı vb.. gencin davranışı kimi zaman ana-babayı çileden çıkarır. Bu durumda sinirlenmemek elde değildir. Öfkeyi tümden bastırmak gereği de yoktur. Ancak aşağılayıcı, hele arkadaşlarının yanında küçültücü sözlerden kaçınmak gerekir.
Genç büyüdüğünü ve daha bağımsız olduğunu belirtecek fırsatlar kaçırılmamalıdır. Yaşına uygun sorumluluklar verilmeli, giyim kuşamını seçmesi ona verilmelidir.
Tökezlemeleri ve yanılmaları karşısında alaycı tutum takınmak genci bizden uzaklaştırır. Olumlu davranışları övülmeli, ama göklere çıkartılmamalıdır. Hemen suçlamaya da girilmemelidir. Genel dinlemek çoğu kez yeterli olur. Başarısızlığında kendi payı olduğunu görecek ve işi büyüttüğünü anlayacaktır.
“Benim gençliğimde” diye başlayan söylevlerden kaçınılmalıdır. Dinlemezler ama soru sorunca ve bir şey danıştıklarında mutlaka açıklama yapılmalıdır. Çünkü çocuklar gibi gençler de en çok kendi sorunlarının yanıtını merak eder ve de unutmazlar.
Gençlerle yalnız sorunları çıktığı zaman görüşmek yetmez. Sık sık dertleşme ve söyleşi olanağı bulabilmeli, moral destek sağlanmalıdır.
Gençlerin etkinliklere katılmalarında toplumsal çerçeveleri genişletmek, karşı cinsten kişilerle birlikte olmak, spor yapmak, zamanı iyi değerlendirmek biçiminde amaçları vardır.
Toplumların aynası olan gençler, toplumdaki rahatsızlıkların çelişkileri en somut biçimde davranışlarında yansıtır, dile getirirler.

BABAM VE BEN


4 yaş: Babam her şeyi bilir.
5 yaş: Babam çok şeyi biliyor.
6 yaş: Benim babam, senin babandan daha çok şey biliyor.
8 yaş: Babam her şeyi bilmiyor olabilir.
10 yaş: Babamın gençliğinde her şey çok farklıymış.
12 yaş: Aslında, babam bu konuda hiçbir şey bilmiyor. Çocukluğunu anımsayamayacak
kadar yaşlı.
14 yaş: Babama kulak asma, o artık çağ dışı kaldı.
21 yaş: Babam mı? Aman Tanrım! o hiçbir işe yaramaz
25 yaş: Babam bu konuda az da olsa bir şeyler biliyor. Ama o yaştaki insanın bu
konuda bir şeyler bilmesi normal zaten.
30 yaş: Bu konuda babamın fikrini alsak iyi olur. O kadar deneyimli ki!
35 yaş: Babama sormadan hiçbir şey yapmasam iyi olacak.
40 yaş: Acaba babam bu konunun nasıl üstesinden gelirdi? Ne kadar akıllı ve
deneyimli bir insandı.
50 yaş: Babamın yanımda olması ve bu konu hakkında fikir vermesini ne kadar çok
isterdim. Onun ne kadar akıllı olduğunu hiç taktir etmemişim. Ondan çok
şey öğrenebilirdim.
Ann Landers


 
 
ATATÜRK DİYOR Kİ;

Biz Türkler, bütün tarihimiz boyunca hürriyet ve istiklâle timsal olmuş bir milletiz.
DERSHANEMİZ'DEN HABERLER
DERS PROGRAMLARI
VAKİT ÇİZELGESİ
TANITIM KATALOĞU
SINAV TAKVİMİ
 
 
İSTATİSTİK

ZİYARETÇİ  
   
Bugün : 92
Toplam : 62961
Online : 1
   
IP NO  
   
38.107.191.106



Copyright © 2008
Zengintest Dershanesi
Tasarım ve Programlama : Teraweb